BEYAZSARAY’DAN NE ÇIKTI?
Değerli okurlar merhaba, hepimizin hatta dünyanın yakından takip ettiği Türkiye ABD görüşmeleri gerçekten de oldukça önemli kararlar ve anlaşmalarla neticelendi.
Peki Türkiye ABD yakınlaşmasında amaç iki ülke açısından da neden bu kadar stratejik ve önemli?
Enerji açısından ABD ile olan yakınlaşma alternatif üretme açısından oldukça değerli. Türkiye uzun yıllar hem enerji hem de savunmada Rusya ile derin bağlar kurdu (S-400 alımı, doğal gaz bağımlılığı gibi). ABD’nin aynı anda hem enerji anlaşmaları hem de F-35 görüşmeleri gündeme taşıması, Türkiye’yi yavaş yavaş Rusya’dan uzaklaştırma ve “NATO çizgisine geri çekme” girişimi olarak okunabilir. Yani bu bir yaptırımdan çok, stratejik yönlendirme hamlesi.
F-35 programından çıkarılmak ve CAATSA yaptırımları Türkiye için ciddi bir baskıydı. ABD, “eğer benimle işbirliği yaparsan, kaybettiklerini geri kazanabilirsin” mesajı veriyor olabilir. Yani enerji ve savunma alanlarında kapıların yeniden açılması, geçmiş yaptırımların dolaylı telafisi gibi de görülebilir.
ABD–Rusya rekabeti özellikle Ukrayna savaşıyla zaten keskinleşmiş durumda. Türkiye’nin enerji ve savunma alanlarında ABD ile daha yakın pozisyon alması, Moskova tarafından “denge politikasının terk edilmesi” olarak okunabilir. Bu da ilişkilerde gerginliği artırır. Türkiye, jeopolitik konumu nedeniyle ABD’nin “cephe ülke” stratejisinde daha belirgin hale gelir. Ancak Türkiye’nin geleneksel dış politika refleksi denge siyaseti üzerine kurulu. Yani ne tamamen Rusya’dan kopmak, ne de tamamen ABD’ye yaslanmak çıkarına uygun olur. O yüzden bu anlaşmaların kutuplaşmadan çok Türkiye’nin “iki tarafı da kullanarak pazarlık gücünü artırma” çabasının bir parçası olduğunu söylemek daha doğru.
Peki bu anlaşmalar Türkiye’ye dış politikada neler kazandıracak?
• ABD ile enerji + savunma alanında paralel açılımlar, Türkiye’yi Batı ekseninde daha görünür kılacak.
• Rusya’nın buna cevabı muhtemelen enerji indirimleri, yeni savunma işbirlikleri veya siyasi mesajlarla dengeyi koruma yönünde olur.
• Türkiye açısından bu durum bir “soğuk savaş hattına oturmak” yerine, iki kutup arasındaki rekabetten fayda sağlama fırsatına dönüştürülebilir.
Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya dönük stratejik yönlendirme söz konusu. Bu gelişmeler bütün olarak değerlendirildiğinde, dengede götürüldüğünde Türkiye için pazarlık gücünü elinde bulunduran bir Ülke konumuna gelmek olabilir. Ama Türkiye’nin bu süreçte dengeyi ne kadar koruyacağı, önümüzdeki dönemde belirleyici olacak.
Hepinize umut dolu bir Ülke ve mutlu yarınlar diliyorum..
Süheyla Gökçek
SMMM /KGK Bağımsız Denetçi
















