SESSİZLİĞİN BEDELİ: BİR KADININ ÇIĞLIĞI HEPİMİZİN SINAVI
Değerli okurlar merhaba, Bugün 25 Kasım… kadına yönelik şiddete karşı uluslararası mücadele günü
Takvim yapraklarında bir gün, hayatlarda ise bir yarık. Kadına yönelik şiddetin gölgesinin en koyu düştüğü, dünyanın her yerinde aynı acının farklı yüzlerle karşımıza çıktığı bir gün.
Her yıl istatistikler açıklanıyor, raporlar yayınlanıyor, farkındalık etkinlikleri düzenleniyor. Peki değişen ne?
Kendimize dürüstçe sormalıyız: Biz neyi görmezden geliyoruz?
Kadına yönelik şiddet bir istatistik değildir; bir hayatın yarım kalması, bir çocuğun sessiz büyümesi, bir annenin adının yalnızca bir haber altına sıkışmasıdır.
Şiddet sadece fiziksel değildir.
Bir sözle başlar, bir tehditte büyür, bir tokatta görünür hâle gelir. Psikolojik, ekonomik, dijital… Her şekliyle ortak yönü aynıdır: bir kadının özgürlüğüne, kimliğine ve yaşam hakkına kastetmek.
Bugün “25 Kasım” diye yüksek sesle konuşuyoruz ama biliyoruz ki şiddet 26 Kasım’da bitmiyor.
Bir toplumun gerçek yüzü, sadece sahip çıktıklarıyla değil, sessiz kaldıklarıyla da belli olur.
Bu nedenle mücadele yalnızca kadınların omzuna bırakılamaz.
Erkekler susarak değil sorumluluk alarak, devlet kurumları yasa çıkarmakla değil uygulamakla, toplum ise görmezden gelmek yerine müdahale etmekle bu zinciri kırabilir.
Ama bu mücadele için yalnızca farkındalık yetmez. Somut adımlar, güçlü projeler, kararlı politikalar gerekir.
Bu konuda neler yapılabilir ?
Toplumsal Projeler ve Çözüm Önerileri
1. Her Mahalleye “Güvenli Nokta” Ağı
Market, eczane, kafe gibi 7/24 açık işletmeler “Güvenli Nokta” sertifikası alır.
Kadın şiddete uğradığında bu noktalara sığınabilir, tek tuşla kolluk kuvveti çağrılır.
2. İlkokuldan Başlayan “Eşitlik ve Saygı” Eğitimi
Çözüm: Zorunlu müfredata empati, toplumsal cinsiyet eşitliği, öfke kontrolü, dijital zorbalık eklenmeli.
3. Risk Altındaki Kadınlar İçin “Erken Uyarı Sistemi”
Tehdidin arttığı tespit edildiğinde kolluk kuvvetleri otomatik uyarı alır.
4. Ekonomik Bağımsızlık Programları
Kadınlara yönelik ücretsiz meslek kursları, mikro kredi, uzaktan çalışma imkânları.
5. Yerel Yönetimlere Bağlı “Kadın Yaşam Merkezleri”
Hukuki danışmanlık, psikolog desteği, geçici konaklama, çocuk bakım alanları.
6. Erkeklere Yönelik Zorunlu Eğitimler
Öfke yönetimi, bağımlılık tedavisi, davranış değişikliği programları.
7. Medya İçin “Etik Yayıncılık Protokolü”
Şiddeti normalleştiren dilin yasaklanması.
Bir Günle Değil, Her Günle Korunur
Bir kadının “ölmek istemiyorum” diye çığlık attığı ülkede hiçbirimiz masum değiliz.
Kadına yönelik şiddet kader değildir; önlenebilir bir suçtur.
Hepinize umut dolu bir Ülke ve Mutlu yarınlar diliyorum.
Süheyla Gökçek
SMMM/BağımsızDenetçi













