BÜYÜYORUZ AMA ZENGİNLEŞEMİYORUZ
Değerli okurlar merhaba, bugün belki de az çok ekonomi haberi takip eden herkesin aklındaki soruya hep birlikte cevap arayalım. Ekonomik veriler açıklanıyor, büyüyoruz.. ama bu büyümeyi neden bizler hissedemiyoruz? Yıllardır açıklanan büyüme rakamlarına rağmen vatandaşın alım gücü neden artmıyor? Çünkü büyüme var, ama kalkınma yok.
Türkiye ekonomisi yine bir kavramın arkasına saklanıyor. Dün “faiz sebep, enflasyon sonuç” diyorduk. Bugün “ortodoks politika” ve “rasyonelleşme” diyoruz. Kelimeler değişiyor. Ama gerçek değişmiyor. Ve o gerçek şu: Bu ekonomi sadece faiz artırarak düzelmez. Çünkü mesele faiz değil. Mesele, o faizi mecbur kılan yapının kendisi. Herkes İlacı Tartışıyor, Kimse Hastalığı Konuşmuyor. Bugün uygulanan politika net: Faiz artır, talebi kıs, enflasyonu düşür.
Peki enflasyon neden bu noktaya geldi? Üretmeden tükettiğimiz için. İthalata bağımlı büyüdüğümüz için. Hukuka ve kurallara olan güven zedelendiği için. Uzun vadeli planlama yerine kısa vadeli reflekslerle yönetildiğimiz için.
Bunun en somut örneğini günlük hayatta görüyoruz:
Markete giden bir vatandaş, aynı ürünü birkaç ay arayla iki katına alıyor. Kiralar, gelir artışının çok üzerinde yükseliyor. Bir genç, iyi bir işe girse bile ev alma hayalini kuramıyor. Ama biz neyi tartışıyoruz? Faiz kaç olmalı? Bu, hastalığı değil ateşi ölçmeye benziyor. Ateşi düşürmek mümkündür. Ama enfeksiyon içeride kalır. Çünkü büyüme masal, kalkınma ise gerçektir. Yıllarca “büyüyoruz” dedik. Rakamlar da bunu doğruladı. Yüzde 5, yüzde 7 büyüme oranlarıyla övündük. Ama o büyümenin kime ne getirdiğini yeterince sormadık. Gerçek şu: Biz büyümedik. Şiştik. Ucuz krediyle konut aldık, ithal ürünlerle tüketimi artırdık, dış borçla yatırımı finanse ettik.Bir dönem konut fiyatları ve satışları patladı. Ama bugün aynı konutlara ulaşmak, orta gelirli bir vatandaş için neredeyse imkânsız. Alışveriş merkezleri çoğaldı, tüketim arttı. Ama aynı dönemde tasarruf oranları düştü, hane halkı borçluluğu arttı. Bu büyüme, toplumun refahına aynı ölçüde yansımadı.
Çünkü kalkınma, sadece milli gelirin artması değildir. Topluma yansımayan, yaşam kalitesini artırmayan hiçbir büyüme gerçek değildir. Böyle bir büyüme, toplum için bir karşılık üretmez. Sadece istatistik olarak kalır.
Sonuç olarak: Biz gerçekten insanların refahını mı artırmak istiyoruz, yoksa sadece rakamları mı büyütmek? Bu soruya dürüst bir cevap verilmeden, hiçbir politika kalıcı sonuç üretmez.
Hepinize umut dolu bir ülke ve mutlu yarınlar diliyorum.
















