VERGİ MÜKELLEFLERİ İÇİN SESSİZ TEHLİKE ÇANLARI
Değerli okurlar merhaba
Yeni yıla yaklaşırken vergi mevzuatında yapılan bazı düzenlemeler, çoğu zaman kamuoyunun dikkatinden kaçırılarak yürürlüğe giriyor. Oysa VUK 586 No’lu Tebliğ, basit bir uygulama detayı değil; basit usulden gerçek usule geçecek vergi mükelleflerini doğrudan ve ciddi biçimde riske atan bir düzenlemedir.
Bu yazıda, “kolaylık” başlığı altında sunulan bu tebliğin, gerçekte mükellefler için nasıl bir belirsizlik ve güven kaybı yarattığını, sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Tebliğ Ne Düzenliyor?
586 No’lu Tebliğ; basit usulden gerçek usule geçiş yapacak mükellefler için, geçiş sürecinde yapılması gereken defter ve vergi işlemlerinin;serbest muhasebeci mali müşavirler ya da meslekodalarıvebirliklertarafındanyapılabileceğinidüzenlemektedir.
Bu düzenleme ile, mükellefin mali hayatını birebir bilen, her imzasının hukuki ve cezai sonuçlarını üstlenen mali müşavir ile, temsil ve örgütlenme görevi bulunan meslek odaları bilinçli şekilde aynı konuma yerleştirilmektedir.
Uzman ile Temsilci Aynı Kefeye Konulabilir mi?
Mali müşavir;
Mükellefin ticari ve mali yapısını bilir,Risklerini öngörür,Hata yaptığında bedelini öder.
Meslek odaları ve birlikler ise;
Temsil eder,Görüş bildirir,Ancak bireysel mali sorumluluk üstlenmez.
Cerrah ile hastane yönetimini aynı görmek ne kadar gerçek dışıysa,bireysel mali sorumluluk gerektiren bir uzmanlık alanını, temsil yapılarıyla eşitlemek de o kadar akıldışıdır.
Vergi Mükellefleri Açısından Açık ve Yakın Risk
Bu düzenlemenin en ağır sonuçları, yine her zaman olduğu gibi vergi mükelleflerinin üzerinde kalacaktır. Çünkü;Yanlış düzenlenen bir defter, eksik ya da hatalı bir beyan,gözden kaçan bir geçiş işlemi doğrudan vergi cezası, faiz ve geriye dönük tarhiyat olarak mükellefin karşısına çıkacaktır.
Bu noktada “işlemi kim yaptı?” sorusunun hiçbir önemi yoktur.Vergi idaresi açısından muhatap her zaman mükelleftir.
Bu düzenleme, özellikle küçük esnaf ve mikro işletmeleri bilinçli biçimde daha savunmasız hale getirmektedir.
Mali Müşavirler açısından ise uygulanabilirlikten uzak olan bu durum elbette kabul edilebilir bir durum değildir. Zira, 586 No’lu Tebliğ, mali müşavirlik mesleğinin uzmanlık alanını ve mesleki itibarını aşındıran bir anlayışın ürünüdür.
Yıllar süren eğitim, sınavlar ve ağır sorumluluklarla icra edilen bir mesleğin;bireysel sorumluluk taşımayan yapılarla eşdeğer kabul edilmesi, mesleği değersizleştirmekten başka bir anlama gelmez.Bu meslek, başka yapılar içinde eritilemez, ikame edilemez ve tali bir role indirgenemez.
Unutmamak gerekir ki; temsil ile uzmanlığın birbirine karıştırıldığı, yetki ile sorumluluğun ayrıştırıldığı her düzenleme;uzun vadede mükellefi de devleti de zarara uğratır.
Bu nedenle 586 No’lu Tebliğ’in mevcut haliyle geri çekilmesi, mali müşavirlerin mesleki onuru kadar,vergi mükelleflerinin hukuki güvenliği ve kamu yararı açısından da zorunluluktur.
Sessiz tehlike çanları artık duyulmaktadır.Görmezden gelmek, bedeli büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır.
Hepinize umut dolu bir ülke ve mutlu yarınlar diliyorum.
Süheyla Gökçek
SMMM / BağımsızDenetçi
















