SAHİDEN O KADIN KÂBE'NİN ÖRTÜSÜNÜ KESTİ Mİ
Kırk yılda bir kutsal topraklara gidip dönenlerin hayalidir bir şeyleri hatıra olarak saklamak. Kimi taş, kimi diken,kimi ot, kimi de kutsalına inandığı totem seviyesinde önem atfettiği şeyleri biriktirir ve bunları erdem sanar.Tabi bu herkes için geçerli değil. Ama içimizde böyle hevesi olanlar da yok değil.
Geçenlerde bir haber okumuştum.Haberiokuyunca içimden yuh be! diyesim gelmişti.
Arkadan "yapma hacı...yapma.... haram!" sesleri olaya başka bir boyut katıyordu.
Gördünüz mü bunu yapan bir Türk! işte Türkler bu! Bunlardan her şey beklenir. Yaparsa Türkler yapar, iması.
İçimden şöyle bir serzeniş. Haram haram diyorsun ama hırsızlık yapmaktan geri kalmıyorsun. Kâbe'nin örtüsünü çalmak da nedir? İnsan utanır!
Bir yandan Sahiden o kadın Kâbe'nin örtüsünü kesti mi sorusu, diğer yandan yapma hacı yapma sesleri...
Aklıma Kur'an'a müracaat etmek geldi. Hucurat suresinde: “ Bir haber duyunca onu etraflıca araştırın. Belki de o haber bir fasığın / ara bozucunun/ taşıdığı haberdir. Cehalet/bilgisizlik yüzünden başka birine düşman olmayın.Bir kimseye olan kininiz sizi düşmanlığa sevk etmesin. Eğer böyle yaparsanız sonra pişman olursunuz” mealindeki buyruk.
Kurandan aldığım ilhamla tekrar habere baktım. Bu defa bahsi geçen fotoğraf ve videodaki yorumları okudum.Meğerse olay düşündüğümüzden çok farklıymış.
"O kadar aptal insanlar varki balıklama habere atlıyorlar. Öncelikle o kadını eleştirenler hiç kabeye gittiler mi? Gittilerse askerlerden kalabalıktan kabeye yaklaşılmaz. Asker yani güvenlik görevlisi müsaade etmez. Kaldı ki Kabe örtüsü kadının boyundan yukarda. Bari günaha girmeyin. Beyinsizin biri ortaya bir haber atmış sazan gibi bir çoğu da atlıyor".
Bu yorumda açıkçası kendimi çek-up yaptım. Ne yalan söyleyeyim iftira atmış gibi hissedip kendimden utandım.
Bir başka yorumcu: Yolları ayırmak için plastik dubalar var. Bu kadın bu dubaları bağlayan ipi kesip aradan geçmek istemiş. Asker buna tepki göstermiş. İşin aslı bu şekilde. Bırakın Kâbe örtüsünü kesmek izdiham nedeniyle yaklaşmak bile çok zor.
İşte bu dedim duymakla görmek arasında ki fark. Meselenin iç yüzü biraz daha aydınlanır olmuş kanaat getirmiş ve içimde o kadın hakkındaki ön yargılarım nedeniyle helallik istemiştim. Çünkü gıyabında bile olsa kul hakkına girmiştim.
Olay bir yorumda şöyle özetlenmişti. Dikkat edin kesilen Kabe'nin örtüsü değil barikatların/dubaların ipi...Sonra kadından özür dileyip yemek ısmarlamışlar.
Sonuç olarak olayın iç kısmini öğrenin ona göre paylaşın ona göre yorum yazın, derim. Aklınızı kiraya vermeyin. Sonra fikri bozuk insanlar çoğalır. Bakış açımız önemli. Zira hadiselere yamuk bakanlar doğruyu göremezler.
Bir de tefrika ve uyuşmazlıklarda en güzel yöntem konuyu Allah'a ve Onun resulünemüracaat ederek sonuca kavuşturmaktır.
Bir şey kaybetmezsiniz, deneyin derim.














