BİZ ALIŞTIK VARSIN ONLARDA ALIŞSIN
'Biz ve diğerleri' 'biz ve ötekisi' kelimelerini kullanmayı pek sevmem. Çünkü bu kelimeler insanları ayrıştırır toplumları ötekileştirir. Gel gör ki yaşadığımız şartlar buna izin vermiyor. Daha açık söyleyeyim 'sen- ben kavgası' gütmeyi körüklüyor.
Biz derken Türkler, Araplar, Kürtler, Çerkezler, kısaca dünyanın değişik ülkelerindeki Müslümanları kastediyorum.
O halde diğerleri kim?
Diğerlerinden kastım Müslümanlara düşman olan herkes. Müslümana düşman hangi ülke hangi kıta varsa hepsi bizim dışımızdaki yani ötekisi oluyor.
Biz alıştık. Alıştıkça duyarsızlaştık. Alıştıkça sesimiz kısıldı, alıştıkça kabullenir olduk. Bunda sosyal medyanın, ekranların, medya sektörünün, sekülerizmin ve zenginleşerek elitistleşmenin katkısının büyük olduğunu düşünüyorum.
Neye mi alıştık, alıştırıldık?
Her kutsal ayda/Ramazanı şerifi kastediyorum İslam coğrafyasını kana bulamalarına alıştık!
Sözüm ona kendileri çok adil çok demokratmış gibi diktatör diye diye liderlerin idam edilmesine alıştık!
Afganistan'ın yıkılmasına alıştı!
Irak'ın yağmalanmasına alıştık!
İffeti kadınlarımıza dokunmalarına alıştık!
Suriye'nin talan edilmesine alıştık!
Yemen'in vurulmasına alıştık!
Lübnan'ın Beyrut'un yıkılmasına alıştık!
Masum çocukların cansız bedenlerinin sahile vurmasına alıştık!
Mültecilerin botlarının batırılmasına, denizlerde ölüme terk edilişine alıştık!
Camilerimizin,mabbetlerimizin yıkılışına alıştık!
Filistin'in lime lime eridiğine alıştık!
Gazze'nin yeksan oluşuna alıştık!
Gazzelilerinin soykırımına alıştık!
Kafkaslar da, Arakan'da, Myanmar da, Bosna'da, Somali de, Çeçenistan'da daha birçok İslam coğrafyasında Müslümanın oluk oluk akan kanına alıştık!
Türk'ü Kürde, Kürdü Türk'e kırdırmak isteyenlerin oyunlarına alıştık!
İsrail'in hudut tanımazlığına alıştık!
Amerika'nın kıtalar ötesinden gelip yalan dolanla dünyayı ateşe vermelerine alıştık!
NATO'nun çıkarlarına alıştık!
Avrupa'nın dışlamasına alıştık!
Rusya'nın Wagner para militanlarına alıştık!
Yetmezmiş gibi İran'ın mezhepçilik ve ayrılıkçı gruplarına onların tuzaklarına alıştık.
Arap ve Körfez ülkelerin kukla gibi oynamalarına alıştık.
Savaşında biri kuralı olması gerekmez miydi
Bundan 15 asır önce bir elçi gelmişti. Mekke ye bir güneş gibi doğmuştu. Alemlere rahmet olarak gönderilen o güzel peygamber Hz. Muhammed aleyhissalatü vesselam, komutanları savaşa çıkacağı zaman şöyle tembihlemişti.
"İnsanların bağına, bahçesine, ekinlerine, ağaçlarına, hurmalıklarına dokunmayın. Eli silah tutmayan yaşlı kadınlara, hamile kadınlara, piri-fani erkeklere dokunmayın. Çocuklara ilişmeyin, öldürmeyin.
Sen şahit ol ya rab! Tembih ettiklerine uyuyoruz ey Nebi! Askerimiz, ordumuz da uyuyor. Ancak kafir zulmüne devam ediyor her yer târumar.
ilmin Yuvası olan mektepler,
Şifa dağıtan hastaneler
Su kaynakları,
Dârul-acuzeler, huzur evleri
İnsanların gelip geçtiği yollar,
Bin bir güçlükle yapılan binalar,
Neslin devamı için kurulan sıcak yuvalar, alev topları ve füzelerle yakılıp yıkılıyor.
Biz alıştık atık. Ekranlardan izliyoruz kahvemizi yudumlayarak. Bir an olsun lokmalar boğazımızda düğümleniyorsa irkilip kendimize geliyoruz. Lanet olsun deyip kapatıyoruz renkli kutuyu. Buğz ediyoruz, sadece buğz. Bununda imandan olduğuna inanıp sana dua ediyoruz. Allah'ım, zalimleri kahreyle diye.
Biz düşmanın yalanına kirli oyunlarına alıştık.
Peki ya diğerleri?
Onlar lağım fareleri gibi toprak altında kazdıkları sığınaklarda saklanmaya devam ediyor.
Onlar çalan siren sesleriyle adeta çılgına dönüyor. Sığınaklarda yer bulabilmek için İtişiyor depişiyor.
Ne zaman biteceği belli olmayan şu savaş ortamında yer altına gıda stokları yapmaya devam ediyor.
Zevk ve sefasına düşkün, AVM' lerden uzak oldukları için sığınaklar onların Cehennemi.
Kreşler kapalı, iş yerleri kapalı, güzellik merkezleri, fitnes salonları, sinemalar kapalı. Yer altında çevirim içi hizmetlerle yetiniyorlar.
Mert bir kere ölür korkak ise her gün ölür, misali Onlar her siren çalışında ölüp ölüp dirilmekte
Gündüz dışarı çıkamadıkları için geceleri füze yağmuruna tutuldukları için hayat onlar için kabusa dönmüş durumda.
Kabuslar, korkular, vehimler, şiddet eylemleri onların ruhlarını kemirmeğe devam ederken tabiri caizse psikolojik manyağa dönüyorlar.
Ben burada 'manyak' tabirini kullandım. Kuranı Kerim onlar için 'Gıradaten' yani 'maymun' tabirini kullanır. Buda ilginç değil mi?
İsrail hükümetince ekranlar füzelerin tahribatını göstermiyor. Her ne kadar saklasalar da 'karanlıkların er ya da geç gün doğduğunda ortaya çıkma yönü vardır'.
Mekke ve Hayber’in fethinde nasıl ki hak galip geldiyse biz yine o yüce söze inanıyoruz. inşallah yeniden hak gelecek batıl zail olacak!
Ne diyelim biz alıştık, alıştırıldık.
Varsın biraz da onlar bu hayata alışsın.















