ORBAN'IN GİTMESİNDEN MEDET UMANLAR
Orban gitti, sırada kim var soruları gündemde?Putin mi, Aliyev mi, Erdoğan mı?
Bu isimlerin ortak özelliği ülkelerini uzun zamandan beri yönetiyor olması.
Macaristan'ın başbakanı Victor Orban 16, Rus Lider Vladimir Putin 25, Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyev 23, cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ise 23 yıldır ülkeyi yönetiyor.
12 Nisan 2026 tarihinde Macaristan'da yapılan seçimlerde Orban seçimi kaybetti Dolayısıyla iktidarı koalisyonlar yönetmek için devraldı bu muhalifler için büyük bir zafer olsa da ülke için getirisi götürüsü ileride anlaşılacaktır bugün muhalifler kazanılan zaferi dolayısıyla kutlamanın sevincini yaşıyorlar.
Biz Orban'ı bir Türk dostu olarak tanıdık. Batı Türk beyi Victor Orban seçimi kaybetti. Kazakistan’da düzenlenen Türk kurultayına katılıp " biz Hristiyanlığı seçmiş Kıpçak Türkleriyiz artık bir olma ana kültürümüzü yaşama vakti geldi" diyen Victor beydi. Türkiye ve Erdoğan’la ilişkileri gayet iyi idi.
O ülkesinin idaresini aldığında Macaristan hasta, zayıf ve etkisizdi. Sovyet askerlerinin çıkarılmasında önemli rol oynadı.
Ülkesini geliştirdi ekonomik ve kültürel alanda etkin işler gördü. Macaristan’ı söz sahibi yaptı. Hem Rusya hem ABD ile iyi ilişkiler geliştirdi. Sapık AB ile mücadele etti. Gençleri koruma kanunu çıkararak 18 yaş altına LGBT faaliyetlerini engelledi. Bu yüzden AB'den çok tepki aldı. Halkını enerji krizlerinden korudu.
Şimdi yerine kendi karısının ses kayıtlarını paylaşan AB ve Soros vakfının finanse ettiği bir komedyen geldi. Macar halkı kendi bilir ama hatalarının ceremesini çekerler.
Gözler Orban'a çevrilmişken diğer yandan da Putin'in, Aliyev'in ve Recep Tayyip Erdoğan'ın uzun süredir iktidarda kalmaları bu seçimden sonra acaba sorularını gündeme getirdi. Orban'ın gitmesinden medet umanlar var.
Çünkü her seçimde muhalifler el ovuşturur yeniden kazanabilmenin derdine düşerler. Umutlarını taze tutarak yeni seçimlere taşırlar. Orban’ın gitmesi dinamo etkisi yaratı mı? Zannetmem, çünkü dinamikler ve her ülkenin konjonktürü farklı.
Orban gitti, iktidarı bitti.
Sırada gidecek olan kim?
Putin olabilir mi?
Benim okumalarım öngörülerim şöyle. Rusya'da basın ve medya Kremlin'in tekelinde yani devlet kontrolünde. Uzun süre iktidarda kalmış olmanın sağladığı bir güç var. Putin bu gücü iyi kullanıyor ve istediğinde avantaja çevirebiliyor. Ukrayna hariç komşu ülkelerle bir sorunu yok. Başta Türkiye olmak üzere İran, Çin ve diğer ülkelerle siyasi ve ticari ilişkiler kuruyor. Bir bakıma açık kapı politikası izliyor. Rusya, yaklaşık 3 yıldır Ukrayna ile savaş halinde. Bu zamana kadar gayet iyi götürdüler. Rusya eline geçirdiği bölgeleri kontrol altında tutarsa ya da Ukrayna ile anlaşıp kendi lehine barışı sağlarsa hem Avrupa'ya karşı hem ABD'ye karşı bir üstünlük sağlamış olur. Böyle durumda Putin iç kamuoyunun da desteğini alarak iktidar olma yönündeki iradesini devam ettirir ve başkanlık süresini uzatmış olur. Tabi bu biraz da Putin’in sağlık sorunları ile alakalı.
Diyelim ki Putin devam etti.
İlham Aliyev gidebilir mi?
Gerçekten Azerbaycan da halkın böyle bir arzusu isteği var mı ona bakmak lazım. Kamuoyu anketlerini halkın nabzını iyi okumak lazım. İlham Aliyev'in Karabağ zaferi sonucunda koltuğunu daha da güçlendirdiğini söyleyebiliriz. Halkın ekonomiden memnun olduğunu, sosyal yaşamın ve refahının yerinde olduğunu düşünecek olursak şimdilik ilham Aliyev in koltuğunu koruduğunu en azından şimdilik tehlike çanlarının çalmadığını söyleyebiliriz. Nitekim 11 Nisan da yapılan ankette Aliyev'e desteğin % 83'lerde olduğu açıklandı.
Aliyev gerçekten Azerbaycan'a çok şeyler kazandırdı. Azerbaycan havzasını barış havzasına dönüştürme gayretinde. Türk devletler topluluğundan daimi üyesi, siyasi ilişkilerinde İsrail'in ayrı bir yeri ve önemi var. Aliyev'in henüz Kıbrıs'ta Kuzey Türk Cumhuriyetini tanımaması Kuzey Kıbrıs'ta büyükelçilik açmaması, Gazze Savaşı'nda İsrail'in yanında yer alması en azından tarafını belli etmesi doğrusu bizi şaşırttı. Bu da bize ileriki zamanlarda İlham Aliyev'in ve Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerinde level atlayacağını gösteriyor.
Orban gitti!
Putin ve Aliyev koltuğunu korursa sayın Erdoğan gider mi?
Evet, bunu çoğu kişi soruyor ve merak da etmiyor değil. Çünkü muhalifler çölde suya hasret kalmış gibi Erdoğan'ın gidişini bekliyor.İktitar olmanın hayallerini iple çekiyorlar.
Başkan Erdoğan'ın Netenyahu hariç bütün dünya liderleriyle arası iyi. Ancak bu işlerin tıkırında gittiği anlamına gelmez, gelmemeli. Başkanın işi zor diyebiliriz. Tabi bu benim öngörülerim. Yaklaşık 25 yıldır iktidarda kalmanın bir başarı hikayesi var. İktidarların uzun süre kalmaları elbette ki yıpranmalarını da beraberinde getiriyor. Ömürleri ne kadar uzun olursa olsun ben bunu Osmanlı Devleti’ne benzetiyorum "kuruluş, yükseliş, duraklama ve dağılma dönemi" Bu bütün siyasi partiler ve iktidarlar açısından böyledir. Çünkü partilerde bir canlı organizması gibidir. Günü gelince hayatları son bulur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında Cumhuriyet halk partisi, 50'li yıllarda Demokrat parti, 80'li yıllarda Anavatan partisi, 2000' den sonra Adalet ve kalkınma partisi/Ak parti böyle bir dönemi yaşadı, yaşıyor.
Sayın Erdoğan, MHP ile Cumhur ittifakını devam ettirmesi şart. Bahçeli her fırsatta desteğini açık açık dile getiriyor.
2024 Mart ayında yapılan seçimlerde HÜDA-PAR'ı hariç tutarsak kürt seçmenin /DEM’in oyları doğrudan ya da dolaylı bir şekilde CHP başkanlarına kanalize edildiğini gördük.
CHP, Bir çok yeni belediye başkanlığını bu yöntemle/ gizli ittifakla kazanmış oldu. Tabi buda onlar için bir başarı sayıldı.
Erdoğan'ın kaybedilen oyları geri alması çıtayı tekrar yükseltmesi için DEM seçmeninin oyuna ihtiyacı var. Onlarda kendi bekaları için, barış, demokrasi ve kardeşlik sürecinin devamı için Erdoğan’ın yeniden başkan seçilmesi noktasında yasal engellerin kalkması yönünde destek verebilirler.
Başkan Erdoğan ilerlemiş yaşına rağmen yeni kazanmış yeni başkan olmuş gibi capcanlı. Kadrosuyla bütün bulvarlarda koşturuyor.
Erdoğan'ı en çok etkileyen bir kaç mesele var. Bunları düzeltmek için çok emek sarf etti. Ama bunlar bir gecede düzelecek işler değildi.
Suriye de ki savaşın yansımaları. Göç dalgaları ve mülteci meselesi çok yordu.
EYT/ erken yaşta emekliliğe sevk edilme meselesi ki bütçeye ister istemez bir yük getirdi.
Pandemi/ korona döneminde eve kapananlara, sanayi ve esnafa can suyu niyetiyle genel bütçeden pay dağıtılması.
Bir başka sorun yaklaşık beş yıldır yüksek seyreden ENFLASYON. Evet, gözle görülür bir düşüş var ancak hala tek haneli değil. Faiz oranları da çok yüksek .
Bir başka sorun emeklilerin düşük oranlarda zam alması. Tabi ki bütün emeklilere aynı oran geçerli değil. Ancak kahır ekseriyetin aylık gelirlerinin 20 binlerde seyrediyor olması bu konuyu gündeme getiriyor.
Parti içi adayların sönük kalması. Eskisi gibi toplumla kucaklaşamaması da bir eksiklik diyebiliriz.
Sonuç olarak: Bütün Muhalefet %51 oy oranına sahip olsada bunları konsolide etmek çok kolay gözükmüyor. Bunu Altılı masa örneğinde gördük. Doğrusu Kemal Kılıçtaroğlu çok emek sarf etti. Meral hanım, bir gece bütün denklemi alt üst etmişti.
Sayın Erdoğan ve ekibi görünürdeki bu problemleriaşması gerekir. İyimser hava devam etmesi için Cumhur ittifakı bileşenleri ve DEM' in desteğini de alması gerek. Yok eğer süreç gereği gibi değerlendirilemezse kimse tek başına iktidar olamaz koalisyonlu dönemler başlar.
Fatih Erbakan'ın iki debir kamuoyu önünde dillendirdiği “ iktidarları deviren, değiştiren mutfaktaki tenceredir” sözünü kulak ardı etmemek lazım.
Süleyman Demirel’in dediği gibi 24 saat siyasette çok uzun bir zamandır. Neler değişir neler...
Bekleyip göreceğiz.















