DİPLOMASIZ KUL OLABİLMEK
Günümüz gençliğinin fobileri / korkuları arasında üniversite mezunu olduktan sonra (diplomalı) işsiz kalma korkusu, evlen (e-me)me korkusu/ evlendikten sonra kısa sürede boşanma korkusunun olduğunu söyleyebiliriz. Hepsi de haklı korkular.
Hayatta kalabilmek için diploma önemli. Diploma bireyleri iş sahibi yapar, aş sahibi yapar, kariyer sahibi yapar, kişinin statüsünü belirler.
Anne babalar çocuklarına 'hayırlı işler, hayırlı eşler hayırlı bir gelecekle; dili dualı, eli kur'an'lı yüreği vicdanlı, vatan sevdalı yavruları olsun' ister ve bu uğurda ebed müddet dua ederler.
Bir yaz mevsimiydi. Köyümüzde harman denilen yerde kan ter içinde çalışırken bir adam yaklaşıverdi. Şöyle tembih etti:
"Yavrum! Köy işi zordur. Köyde geçinecek bir şey de yok. Varın şehre gidin. Bir işe başlayın. Bir fabrikaya girin. Sigortanız olsun. Okuyun kendinizi kurtarın".
Bu tembihi yapan köyümüz büyüklerinden emekli bir öğretmen aynı zamanda muhtarlık da yapmış rahmetli Lütfü Kocakaya'nın ta kendisiydi.
Öyle ya! Okumak, diploma sahibi olmak önemliydi. İş bulmak, sigortalı bir işte çalışmak da yarınlar için önemliydi.
Anadolu’nun köylerinde kahır ekseriyetle söylenen bir söz vardır. Gençlik yıllarında sürekli duyardım bu sözü. Âdeta nasihat eder gibi. 'Askerlik yapmayana, işi olmayana kız vermezler'.
Büyüklerden aldığım nasihat gereği kendimi okumaya adadım. Teferruata girmeye gerek yok. Lakin 1 lise, 3 yüksek okul, 2 lisans diploması almak nasip oldu. Bunun yanında birçok kursa, seminerlere katılım. Sertifikalar aldım.
Bana kalemle yazmayı öğreten hece hece okumayı belleten emeği geçen bütün hocalarıma teşekkür ediyorum.
Rehberim, önderim, Peygamberim (aleyhissalatu vesselam) öyle demiş.
"Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz. ilim müminin yitik malıdır. İlim öğrenmek kadın erkek her müslüman üzerine farzdır. ilim Çin'de dahi olsa alınız".
Kuranı kerim alimlerle cahillerin farkına şu misali verir.
'Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
Gece ile gündüz, âma ile gören bir olur mu?
Karanlık (Zulümât) ile aydınlık bir olur mu?
Elbette olmaz değerli dostlar!
Aydınlıklar karanlığa galip gelir.
Nacizane biz de bu ilahi mesajlara kulak verenlerden olduk, olmaya çalıştık.
Hayat düz bir maratondan ibare değildi. İnişli çıkışlı anlar mutlaka olacaktı.Biraz zorlanmıştım, ama hayat bana gülmüştü. Emeğimin karşılığını ilk diplomamla girdiğim DMS sınavında başarılı olarak almıştım. Bundan böyle Diyanet İşleri Başkanlığında çalışacaktım. Aldığım diğer diplomalar sonraki çabalarımın ürünüydü
Güzel bir iş bulmak, hayat çarkını döndürmek için bir diploma kafi miydi? Yoksa daha fazlası mı gerekirdi?
Eskiden bir diploma kâfiydi. Bir diploma seni devletin tepe noktasına taşırdı. O bir diplomayla devlete, millete anlı şanlı hizmet ederdin.
Ya sonra...
Sonra gün geldi devran değişti
Sınavlar çoğaldı.
Sınavlara yeni isimler verildi.
Bir diploma hatta 2-3 diploma yetmez oldu.
Geleceği biri diplomada bulamayanlar umutlarını diğer diplomalarda arar oldu.
Bu ise zamanla yılgınlık, stres, karamsarlık getirerek ileri yaşta evlenmelere sebep oldu.
Bazen kendi kendime soruyorum. Azizim kaç diploman olursa olsun sonu hiç'lik değil mi!
Annemin sesi kulağımda çınlıyor. Hürmetle anarım. “Sen Rabbinden beratını iste! Sen diplomanı Haktan almaya bak oğul!
Öyle ya, şu kara toprağın altında diplomasız nice şehit şüheda, garip guraba yatar. Şairin dediği gibi “al eline kalemi, yaz Allah'ın adını”!
İsmi cismi unutulan, serden geçen nice miskin kullar var. Dış görünüşleri bizi aldatmasın bil-e-mediğimiz nice “hu” çekenler var.
Hoca Nasreddin'in hikmetli fıkrasıyla yazımıza son verelim, inşallah.
****
Nasrettin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim. Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca. Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra? Artık makam kalmadığı için adam
boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam.
Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım:
“Hiçlik makamında!
Evet, sevgili dostlar!
Diplomalı olup işsiz kalmak acı verir. Hele hele kulluktan uzak durmak bu acıyı katmerler. En güzeli diplomanız yoksa dahi ısrarlı ve istikamet üzere kulluğa devam etmek.
Haksızda sayılmaz anacığım. Kulluğumuzdur bizi kurtuluşa erdirecek olan. Ne diyordu yüce yaradan: ölüm sana gelinceye kadar kul olmaya devam et!
Diploma mı?
Şart yok!
Herkes eşit!
Herkes denk!















