KORUYUCU AİLE MODUNDAN KURTULMAK
Okullar henüz yeni açıldı. Tüm eğitim camiasına hayırlı olsun.Açılır açılmaz şiddet haberleriyle karşılaşır olduk.İlk şiddet haberi Diyarbakır Bağlar ilçesinden. Diyeceksiniz ki büyütmeye gerek yok bir kaç münferit olay. Doğru!Bir kaç münferit olay kimi zaman bir çığ gibi büyüyebiliyor. İstenmeyen sonuçlara neden oluyor.
İster okul olsun ister cami ,kuran kursu hepsi eğitimin bir parçası. Dolayısıyla karşılaşılan sorunlar çoğu zaman aynıdır. Öğrenci-öğretmen / veli-öğretmen odaklı. Buradaki öğretmeni imamlar içinde kullanıyorum.
***
Bir hadisi şerifteşöyle buyuruluyor. “Elİslâmihüsnül hülug"Yani İslam güzelahlaktır.
Bir ikindi namazı sonrasıydı.Bir kaç kıymetli meslektaşımla caminin hemen karşısındaki çayocağında oturmuştuk. Hava oldukça sıcaktı. Kendimizi hemen asma söğüdün altına atıverdik. Burasıgayet hoş ve serindi. Bir yandan çayımızı yudumlarken bir yandanda sohbet ediyoruz.
Konumuz; yaz kur’ankursları... eğitimsistemi.. velilerin ilgisi.. öğrencilerintutum ve davranışları hakkında idi.
Aklıma renkli simasıyla meşhur birbüyüğümüzgelmişti. Bu kıymetli büyüğümüz BüyükToramandan Şevket Gümüş'tü. Namı diğer Şevket Hafız. Ondan dinlemiştim.
“Eskiden dersegiren hocanın elinde uzun bir sopa olurdu. Onunla aynı andaotuzumuzu, kırkımızıokuturdu. Okutmakla kalmaz sükuneti sağlamak için çıtımızı çıkarmazdı. Bir keresinde müezzinlik yapmak istemiştim. Yanlışım yüzünden kulağımdan tuttuğu gibi fırlatmıştı.Canım çok yanmıştı.Babama şikayet ettim. Vaysen misin şikayet eden? Kolumdan tutup yeniden hocaya götürdü. Azmettim, şükür sonunda hafızlıkicazetini aldım.
Şimdiki çocuklara höst desen, dur desen, kaşını çatsan kaçıp gidiyor”.
***
Bir başka hafız kardeşim aslen Erzurumlu Osman KALE hocam anlatıyor.
“Birgünderse girdim.Karnımda bir ağrı peydah oldu. Acısı gittikçe artıyordu. Bense bırak sağa solakoşmayı, hocam kızar diye gözümü gözünden ayırmıyordum. Sıkıla utana dışarı çıkmak için izinistemiştim. Öğle kolay kolay kimseye izin vermezdi.
Ben dışarı çıktım. Neyin vardiyesordu? Karnım,diyebildim. Eliyleyokladı. Hemen hastaneye götürülmemi tembih etti.
Meğerapandisim patlamış. Apartopar ameliyata aldılar.
Şimdiki öğrenciler maalesef dinlemesinibeceremiyor. Her günikramın yapılmasını ve haddinden fazla şımartılmasını da doğrubulmuyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
***
Ben bu hikayeleri dinleyince nacizane düşüncelerimi sevgili okurlarımlapaylaştım.Köşe yazıma taşıdım. Amacım belki bir kaç duyarlı velimiz okurda kendince çıkarım yapar.
Yaşadığımız sorunlardan biride velilerin aşırıderecede 'KORUYUCU AİLE MODUNA' girmeleri. Kendi çocukları yapınca mübah, başakların kiyapınca mekruh (çirkin) oluyor.
Çocuklar dersten arta kalan kısmında teneffüstekendilerinceoynarlar, şakalaşırlar. Bu bazen cami bahçesinden başlareve gidene kadar yolboyuncadevam eder.
Bir yaz tatiliydi. Cami dersleri henüz yeni başlamıştı.Velimiz Fazilet hanımçoktan yaşını almış babaanne olmuş biri.Kendi torununa haksızlık yapıldığını iddia ederek hışımla diğerçocukların üzerineyürümüş. “Seningadını alırım. Terbiyesiz çocuk. Geberesice. Bir daha sakınbenim torunuma dokunma “demiş ve iyice eziklemişçocukcağızı.
Çocuk bu... Ruh haliyle durumu babasına anlatır.Bir bakıma Fazilet hanımı şikayet eder. Baba Deniz bey olanca hışmıylayaşlı teyzeye dikleşir, karşıçıkar. Ağıza gelmeyen laflar eder. Doğal olarak O da kendi çocuğunu savunduğunu düşünür. Etki tepki misali.
Sonundabir telefon gelir. Bu gelen telefon öğrencimin velisi Deniz beydendir. Bana “hanfendiye nasıl haddinibildirdiğini' anlatıyor. Sabırla dinledim.
Dedim ki: Kıymetli velilerimizden beklentimiz şudur.Çocuğum okudu mu? Ezberini yaptı mı? Ahlakı, huyu nasıl? Hocasını dinliyor mu?Vakitlice kursuna geliyor mu? Eğitim yönününden bir eksiyi var mı? gibi sorularsorun, müsbetistekte bulunun. Hocalara gelişiniz bu yönde olsun. İnşallah hep birlikte başaracağız. Bize destek olun.
Ha birde "komşunun tavuğu komşuya kaz gibi görünürmüş”. Her kesin evladı elbette kıymetlidir.Ancak bahçede yem yiğen tavuklar ara sıra birbirini kakar, bir birini kovar. Sonrabir bakmışsın dost oluvermişler. Aynı çanaktansu içiyorlar.
Çocuklarda düşer,kalkar,birbirine küser sonra barışır.
Sizler yani veliler'KORUYUCU AİLE MODUROLÜNE' girdiğinizde iş çıkmaza giriyor.Çocuk beklenti içerisine itilmiş oluyor. Herkonuda şikayet etme bahanesi buluyor. Lütfen buyanlışlara düşmeyelim, dedim.
Sohbetimiz devam ederken müftülüğümüz personellerinden Ali ÖZERsöze girerek "Bu devirde memur olmak zor iş. Dikkat etmek gerek. Kimsenin evladınadokunamıyorsun. Dokunursan sana dokunurlar. Öğretmenol, imam ol yalnız kalırsın. Bizleri yoran bu sahipsizliktir. En doğrusu dersi anlatıp sessizce çıkıp gitmek “diyor.
SONUÇ OLARAK; Eğitim camiamızda görev yapanların sıkıntılarının olduğu kesin. Bu bazenöğrenciden bazen veliden kaynaklanmakta. En büyük eksiklik çocukların dinleme kültüründenuzaklaşıyor olması. Cami ve Kur'an kurslarında çocuğu disiplin edecek resmi kuralların olmayışı, neme lazımcılığa teşvik ediyor. Bu nedenle gelmek istemeyen hata kurs değiştirmek isteyenleroluyor.
Gönlünü doyuramadığımız çocukların midelerini ne kadar doyursak da fayda vermiyor. Azı karar çoğu zarar misali ikram ve ziyafetlerde, ödül ve cezalarda da ölçülü olmak gerekiyor.
Bizşiddetin her türlüsünü reddediyoruz. Ancak ceza verilecekse de KORUYUCU AİLE ROLÜNDEKİbireylerin vermesi gerektiği kanaatindeyim. Diğer yandan hocam "eti senin kemiği de senin" diyen düşünceye de karşıyız. Çünkü biz kasap değiliz. Terbiye başta ailede alınır. Özellikle anneler bukonuda mürebbi yani terbiye edici, eğitici rolündedir.
Allah Resulü (S.A.V)ne buyurmuştu. Bir mecliste ya öğrenen ol, ya öğreten ol, ya dinleyen ol, ya dailmi sevenlerden ol. Beşincisi olma helak olanlardan olursun.
Rabbimden dileğim tüm evlatlarımızı Salih ve salihalardan eylemesi,basiret,feraset ve zihinaçıklığı vermesi..
Selam ve Dua İle...














