ENFLASYON DÜŞÜYOR: MARKETTE FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?
Her gün markete gidiyoruz. Ekmek, süt, yağ, peynir, makarna… Hayatımızın tamamı bu raflardan geçiyor. Ama son yıllarda fiyatlar durmak bilmiyor. Yetkililer her fırsatta “enflasyon” diyor. Doğru, enflasyon var. Ama mesele sadece bu değil. Asıl sorun, market raflarının artık birkaç büyük zincirin kontrolüne girmiş olması.
Piyasa Dört Zincirin Elinde
Türkiye’de organize perakende büyük ölçüde dört market zincirinin elinde: BİM, A101, ŞOK ve Migros. Rekabet Kurumu’nun önceki raporları ve sektör verileri, bu dört zincirin pazar payının yüzde 70–80 bandına çıktığını gösteriyor. Bugün sokağa çıktığınızda girdiğiniz her 10 marketin 8’inin bu zincirlerden biri olması tesadüf değil.
Normal şartlarda piyasada çok sayıda satıcı varsa fiyatlar düşer. Çünkü herkes müşteri çekmek için ucuzlatır. Ama satıcı sayısı azalır, piyasa birkaç büyük oyuncunun elinde toplanırsa bu mekanizma bozulur. İşte bugün yaşadığımız tam olarak bu.
Zamlar Neden Bu Kadar Hızlı?
Vatandaşın yaşadığı tablo çok net: Bir hafta önce 50 liraya aldığınız ürün, ertesi hafta 70 lira oluyor. “Maliyet arttı” deniyor. Elbette maliyetler artıyor. Ama her maliyet artışı bu hızda ve bu ölçüde zamma dönüşmek zorunda mı?
Sorunun cevabı piyasa gücünde yatıyor. Bu büyük marketler tedarikçiden ürünü ucuza alabilecek kadar güçlü. Ancak raf fiyatını belirlerken ciddi bir rekabet baskısı hissetmiyorlar. Çünkü karşılarında onları zorlayacak çok sayıda rakip yok. Bir zincir zam yaptığında, diğerleri de rahatlıkla aynı yolu izliyor.
Bu durum ekonomide “fırsatçı fiyatlama” olarak tanımlanıyor. Maliyet biraz artınca fiyat fazlasıyla yükseltiliyor. Hatta bazen maliyet artışı olmadan bile, “nasıl olsa herkes zam yapıyor” düşüncesiyle etiketler değişiyor. Bu yüzden fiyat artışlarını sadece enflasyonla açıklamak eksik kalıyor.
Piyasa Kendi Kendine Düzelmez
Sık duyduğumuz bir söz vardır: “Piyasa uzun vadede dengesini bulur.” Bu söz ancak rekabet varsa geçerlidir. Oysa bugün perakende sektöründe gerçek bir rekabetten söz etmek zor. Küçük bakkallar ayakta duramıyor, yerel marketler hızla pazar kaybediyor. Büyük zincirler ise her mahallede yeni şubeler açmaya devam ediyor.
Yeni oyuncuların piyasaya girmesi zorlaştıkça, bu yoğunlaşma daha da artıyor. Sonuç değişmiyor: Fiyatlar düşmüyor, aksine kalıcı biçimde yükseliyor. Bedelini de her zamanki gibi dar gelirli vatandaş ödüyor.
Çözüm Ne?
Bu sorun kendiliğinden çözülmez. Rekabet Kurumu’nun perakende sektörünü daha sıkı denetlemesi şart. Yeni birleşmeler ve satın almalar çok daha dikkatli incelenmeli. Küçük ve yerel marketlerin ayakta kalmasını sağlayacak destekler devreye sokulmalı.
Aksi halde raflar dolu görünür ama fiyatlar birkaç büyük zincirin ortak davranışıyla belirlenmeye devam eder. Enflasyonla mücadele sadece para politikasıyla olmaz. Piyasanın yapısı da adil ve rekabetçi hale getirilmeden bu pahalılık bitmez.
Özetle: Marketlerdeki fiyat artışı sadece enflasyonun sonucu değil. Asıl mesele, piyasanın birkaç büyük zincirin kontrolüne girmesi. Bu yapı değişmeden vatandaşın nefes alması zor.














