NETLEŞSİN ARTIK
Allah korusun, bir orman ya da bina yangınında söndürme çabaları olur.
Yangın, genellikle her yer yandıktan sonra etkisiz hale gelir.
Bu durumda kurtarılan bir yer olmamıştır.
Çabaların faydası ne oldu derseniz; belki başka yerlere sıçramasını önlemek oldu.
Tek çare, zamanında önlemler almak, daha baştan bitirebilmektir.
Ormanda bir ayı ile karşılaşırsanız; el kol hareketi yapın, üzerine yürür gibi yapın, bağırın çağırın derler.
Elinizde silahınız, arkanızda yardımcınız yoksa, durumu fark eden ayı, bir pençe ile yere düşürmekten çekinmez.
İcraat; söylem ve eylem olmak üzere iki türlü olur.
Söylemin yetersiz olduğu durumlarda eylem devreye girmelidir.
Herkesin gözü önünde Gazzeli'ler her gün öldürülüyor, aç susuz bırakılıyor, bombalanıyorlar.
Kimseden bir ses çıkmazken sayın Erdoğan her platformda, her ortamda dile getiriyor, yabancı devlet başkanlarının yüzüne söylüyor.
Soru şu: Sayın Erdoğan'ın bu söylemleri yeterli mi? Katliamın ve işgallerin durmasına katkı sağlıyor mu?
Bir kesime göre, Erdoğan dünya lideri, elinden geleni yapıyor, sesini çıkarıyor, yüzlerine haykırıyor, İsrail'i ve Netanyahu'yu katil olarak ilan ediyor.
Daha ileri giderek, bu durumu kahramanlık, eleştiri getirenleri hain ve İsrail işbirlikçisi olarak yaftalıyorlar.
Eğer söylemler başarılı olsaydı, katliamın ve işgalin durması gerekirdi.
Söylemlerde, baş aktör Trump'a, destekçiye tek bir söz edilmiyor, dostum şeklinde hitap ediliyor.
Şurası net ki; söylemler bir sonuç getirmiyor. Sonuç tamamen eyleme bağlıdır.
Bu söylemleri büyük bir zafer, hatta şimdilik yeterli görenler var.
Öte yandan halkın önemli bir kesimi, din, dil ayrımı yapmadan mazlumlara yardım etmeliyiz fikrindedirler.
Hele hele din kardeşi olarak canını, malını ortaya koyarak; yani savaşarak yardımda bulunmak istiyor.
Bunun temel nedeni ; kardeşlik duygusu, insanlık onur ve şerefi; en önemlisi de ahirette bunun hesabının şiddetli bir şekilde görüleceği bilinç ve kaygısıdır.
Bu düşünceye sahip olan kesim yöneticilerden ve iktidara sorgusuz destek verenler tarafından hamasi, ütopik ve gerçeklerden uzak olarak değerlendirilip, düşmanın ekmeğine yağ sürmekle suçlanmaktadırlar.
O zaman, her şey netleşsin, halk aydınlatılsın. İslam uleması fetvasını versin. Bu halk vicdani, ve dini baskılardan, ızdıraptan kurtulsun.
Tutan mı var, gidin savaşın diye üzerinden sorumluluğu atanlar da var.
Bu halkın bir devleti var, kanaat önderleri var. Devleti'nin karar alması halinde halk gözünü bile kırpmaz.
Zaten bu kararlı duruş ortaya konduğu anda, Yahudi sığınacak kaya arkası arayacaktır.













