İHH'DAN BEKLENEN!
Hakikatleri, gerçekleri yazmanız, hatırlatmanız itiraz ve eleştiri yapmanız, ilgi ve kabul görmeniz bulunduğunuz konumla, daha doğrusu âit olduğunuz siyasî tarafla birinci derecede ilgilidir.
Çünkü, aşırı politize olmuş bir toplumda bulunduğunuz tarafa göre doğruluk ölçüleri kabul ediliyor.
İki kere iki her yerde, her zaman dört etmiyor.
Ayrıca tepki çekme, küstürme, sitem alma; hele hele aşırı politize, fanatiklerin fütursuz, sınırsız, vefasız saldırılarına maruz kalma kaygısından dolayı günlük yazılar kaleme almaktan dahi çekiniyorsunuz.
Yıllar önce, Yahyalı'da " Elma Festivali " adında etkinlik düzenlenmiş, buna itirazlarımızı dile getirmiştik.
Bir günlük festival olmaz, bir kaç güne yaymak gerekir. Festival tamamen sivil olur. Tanıtım yapılır, kültürel faaliyetler organize edilir, halk kaynaşır, başta elma olmak üzere yöresel ürünler ve bölgenin tarihi ve doğal güzellikleri tanıtılır...
Dışardan basın, akademisyen ve tüccarlar gelir bağlantılar kurulur demiştik.
Ayrıca tamamen sivil olması gereken etkinlik, bürokrasinin ağırlığına kurban edilmesin demiştik...
İHH' nın düzenlediği "Gazze kermesi"ni tebrik ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.
Acaba biz mi fark etmedik, ya da yok muydu öğrenmek istedik.
Küçük bir kaç afiş dışında sadece yeme, içme, ikram gördük. Oysa tam da böyle zamanlarda İHH damgalı standlar, Gazze ile ilgili sinevizyon, afişler, görseller, söyleşilerle taçlanmalıydı; göremedik. Gazze ruhu tam yansıtılamadı.
Tekrar hatırlatalım, eğer biz görmediysek özür dileriz. Çünkü böyle bir hayır hizmetine gölge düşürme, emeği taktir etmeme vebâlini alamayız.
Acaba kısa süre önce yapılan ve tamâmen pahalı yeme, içme, kâr yapmayı amaçlayan " Gaziantep yemekleri " etkinliği iz mi bıraktı.
Ya da "Mavi Marmara" olayından sonra sayın Erdoğan'ın , İHH başkanı Bülent Yıldırım'a verdiği ayar mı etkili oldu?
Bilindiği gibi İsrail, Mavi Marmara gemisinde çok sayıda kardeşimizi şehit etmişti.
İsrail'e açılan mahkemede belirlenen maddi tazminatı reddeden şehit yakınları ve İHH, Erdoğan tarafından " Bize mi sordunuz giderken " şeklinde azarlanmış ve gönül bağı zedelenmesi olmuştu.
Acaba afiş, sinevizyon, kınama vb gösterilerin olmaması geçmişin manevî baskısından etkilenmiş olabilir mi?













