DAVA MI DEDİNİZ
Biz dava için varız, gayemiz vatan ve millete hizmet sözlerinin ne kadar gerçekçi payı var, ne kadar altı doldurulabilir?
Öyle ya, siyasette amaç dava ise ne mutlu, taktir edilmesi, örnek alınması gereken bir davranış, gıbta edilecek bir bilinçe sahipsiniz demekdir.
Hizmette tatlı bir yarış, rekabet olur. Makam seçilmez, her makamda, her kademede bulunmak onurdur, şereftir.
Pratikte ne kadar geçerli bir hedeftir; daha doğrusu makam mevki yarışı, kavgası, çelme takmanın, karalamanın yaşanmadığı bir alan mıdır?
Samimi olmak, doğruları söylemek gerekirse, kimileri tarafından dava; sözde kalan, arkasına maskelenilen bir kavramdır.
Dava'nın ölçüsü nedir? Ortak hizmet bilinci, toplu hareket etmek, çelme yerine elinden tutmak, kardeşinin başarılı olması için gayret göstermek, başarıdan mutlu olabilmektir.
Dava, şuur kelimeleri ağza yakışmaz, dilde eğrelti durursa; zoraki bu iki kavram kullanılırken sırıtır, inandırıcı bulunmaz. .
Çıkar, menfaat, makam için gizli hesap ve planları olanların şerlerinden ve samimiyerlerinden korkulur.
Bir kahvenin kırk yıl hatırı varken, böyle bir ruh hali hatır da tanımaz, vefayı da tatile gönderir.
Ahmet Haşim, "ağır ağır çıkaçaksın bu merdivenlerden" derken, ayak olmadan baş olmaya çabalamanın sonuç getirmeyeceğini anlatmak istemiştir.
"At nallanırken kurbağa ayağını uzatırmış".
Aslında kavgaların asıl sebebini bu söz yeterince izah ediyor.
Her zamanki rezervimizi koyalım ki, hakka girmeyelim; Elbette ki dava uğrunda, hizmet aşkıyla gayret gösteren dava erleri vardır.
Ne mutlu o bahtiyar kullara, selam olsun onlara!













