BÜYÜ MÜ KORKU MU?
Trump tüm liderlere ayar veriyor, azarlıyor, tehtid ediyor, kovuyor.
Trump, büyü ya da hipnoz etme yönünden çirkin bir yüze ve yeşil göze sahip.
Eskiden devletlerin yetkilileri arasındaki görüşmeler içerde yapılırdı, ne konuştukları ya da tartışmaları bilinmez, ekran önünde gülümsemeye çalışırlardı.
Trump tartışmaları, kavgaları medya önüne taşıdı. Tartışıyor, kavga ediyor, pazarlık yapıyor, övüyor, yeriyor.
Yanında duranlar ya da oturanlar bilinç kaybına uğruyorlar, hareketlerini kontrol edemiyorlar.
Bazıları oturacakları yerleri bulamıyor, bazıları iltifat ve yalakalıkta sınır tanımıyor, bazıları da susmakla, gülümsemekle yetiniyorlar.
Ürdün kralı Abdullah'ın Beyazsaray'da Trump konuştukça korkudan tike tutulduğunu gördük.
Mısır'da Trump'un yanında protokoldeki yerini bulabilmek için şaşkın ördek gibi sağa sola çabaladığını gördük.
Pakistan başbakanı Şahbaz Şerif'in Trump'a sınır tanımaz övgüsü, yalakalığı, Nobel'e lâyık görmesi; eminiz ki Pakistan halkını kahretmiştir.
Bildiğimiz Erdoğan'ın, Trump'un çoğu tehtid dolu sözleri karşısında suskunluğu, Gazze ve İsrail'in bir kelime bile gündeme alınmaması bizleri şaşkına çevirmiştir.
Eskiden kimi Sosyalist liderlerden, ya da kimi Amerika kıtası ülkeleri liderlerinden bir dik duruş, karşı koyuş olurdu. Onlarda susmuş.
Sayın Erdoğan'in Trump karşısında suskunluğu Türk halkını üzmüştür.
Diyeceksiniz ki, bu tavır bir strateji gereğiydi, sizin bilmediğiniz farklı planlar vardı. Âmennâ, kabulümüz, olabilir.
Ama Türkiye'ye gelince bir basın toplantısı ile Türk halkı bilgilendirilebilirdi.
Suskunluk endişelerimizi artırdı.
Erdoğan'ın; bu konularla ilgili soru soran bir muhabiri; ammada meraklısın diye terslemesi şüpheleri artırıyor.
Büyü mü desek, hipnoz mu desek, korku mu desek!
Galiba hepsinden biraz var gibi.













