ÇANAKKALE ZAFERİ YALNIZCA 18 MART DEĞİLDİR

Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve  Şehitleri Anma günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

18 MART BÜYÜK BİR ZAFERDİR  AMA ÇANAKKALE ZAFERİ YALNIZCA 18 MART DEĞİLDİR
DENİZİN ZAFERİNİ SELAMLARKEN, KARADA YAZILAN DESTANI VE BİR MİLLETİN TOPYEKÛN DİRENİŞİNİ UNUTMUYORUZ
Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve  Şehitleri Anma günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.  KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu mesajında "18 Mart büyük bir zaferdir  ama Çanakkale Zaferi yalnızca 18 Mart değildir" dedi.
Yazılı bir açıklama yayımlayan KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, "Bugün 18 Mart. Çanakkale’de, dünyanın en güçlü donanmalarına karşı kazanılmış büyük bir deniz zaferinin yıl dönümü. 18 Mart’ta düşman donanması boğazı geçememiş,“Çanakkale geçilmez” sözü tüm dünyaya kabul ettirilmiştir.Ama şunu çok açık söylemek gerekir ki, eğer sadece 18 Mart’a bakarsak, Çanakkale Zaferi’ni eksik anlatmış oluruz. Çünkü eğer düşman, 25 Nisan’da Arıburnu’ndan karaya çıktıktan sonra ilerleyebilseydi, eğer kara savaşlarında durdurulamasaydı, bugün ne Çanakkale Zaferi’nden ne de Türkiye Cumhuriyeti’nden söz edebilirdik. İşte bu yüzden, Çanakkale Zaferi, denizle başlar ama kara savaşlarıyla kazanılır. Kara savaşları olmadan bir Çanakkale Zaferi’nden söz edilemez." dedi.
Sözlerine devam eden Başkan Karaoğlu, "Bu zafer; yalnızca cephede savaşan askerlerin değil, bir milletin topyekûn mücadelesinin adıdır. Cephede, vatanına inanan komutanlar ve Mehmetçik omuz omuza savaşırken, cephe gerisinde de bu ülkenin evlatları; analar, bacılar, genç kızlar ve çocuklar aynı inançla mücadele etmiştir. Mühimmat taşımışlar, yaralıları tedavi etmişler, yemek yapmışlar, cepheyi ayakta tutmuşlar. Yani bu savaş, yalnızca bir cephe savaşı değil, bir milletin var olma mücadelesidir. Ancak bu büyük mücadelenin içinde, tarihin yönünü değiştiren kritik anlar ve o anlarda alınan hayati kararlar vardır. İşte o anlarda sorumluluğu tereddütsüz üstlenen bir komutan çıkar karşımıza: Mustafa Kemal. Eğer o gün, o zor anlarda inisiyatif alıp doğru kararları vermeseydi, eğer askerine “Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyerek bir milletin kaderini omuzlayan o iradeyi göstermeseydi, Çanakkale’nin seyri bambaşka olabilirdi. Çünkü o emir sadece bir askeri taktik değil; ocaklarımız sönmesin, analarımız ağlamasın, çocuklarımız bu vatanda yaşayabilsin, baba ocakları tütsün diye verilmiş bir varoluş kararıdır." dedi.
Başkan Karaoğlu, "Bugün biliyoruz ki, o gün verilen bu kararların doğruluğu, tarihin akışıyla, zaferle ve bir milletin yeniden doğuşuyla defalarca ispatlanmıştır. Mustafa Kemal’in büyüklüğü yalnızca savaş meydanlarındaki başarısıyla da sınırlı değildir. Onun askeri dehası ve insanlığı, düşmanları tarafından bile kabul edilmiştir. Nitekim yıllar sonra, Gelibolu’da hayatını kaybeden Anzak askerlerinin annelerine şöyle seslenmiştir:
“Evlatlarınız bizim bağrımızdadır…
Onlar artık bizim evlatlarımızdır.”
Bir zamanlar karşı cephede olan milletlerin, yıllar sonra onun adını kendi topraklarında yaşatması; Anzak ülkelerinden Avustralya’da ve Yeni Zelanda’da onun adına dikilen anıtlarve Gelibolu’da onların hatırasına verilen isimler,sadece bir komutana değil,insanlığa örnek olmuş bir lidere duyulan saygının en açık göstergesidir. Çanakkale’yi “geçilmez” yapan;  yalnızca batırılan gemiler değil, toprağa düşerken bile geri adım atmayan Mehmetçik ve o direnişi aklıyla, cesaretiyle yöneten Mustafa Kemal’dir. Çanakkale’de yakılan o meşale, Kurtuluş Savaşı’nın yolunu aydınlatmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini atmıştır. Bugün 18 Mart’ı anarken, denizin zaferini selamlarken, karada yazılan destanı ve bir milletin topyekûn direnişini unutmuyoruz.Ruhları şad olsun…Minnetle, saygıyla anıyoruz." ifadelerini kullandı.